Türkiye ve Suudi Arabistan Arasında Vize Muafiyeti Anlaşması İmzalandı
Diplomatik ve hususi pasaport sahipleri için geçerli olan anlaşma, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

TURKEY —
Gerçekler
- Türkiye ve Suudi Arabistan arasında diplomatik ve hususi pasaport sahiplerine yönelik vize muafiyeti anlaşması imzalandı.
- Anlaşma, 6 Mayıs'ta Ankara'da düzenlenen Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı'nda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud huzurunda imzalandı.
- Anlaşma ile Türk diplomatik ve hususi (yeşil) pasaport hamilleri Suudi Arabistan'a, Suudi Arabistan vatandaşları ise Türkiye'ye vizesiz seyahat edebilecek.
- Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi, 2016'da kurulmuş ve Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrası askıya alınmıştı.
- Konseyin ikinci toplantısı 18 Mayıs 2025'te Riyad'da yapılmıştı.
- Anlaşmanın hac ve umre dışındaki turistik seyahatleri kapsadığı değerlendiriliyor.
- Bu adım, iki ülke arasındaki güven ortamının bürokratik engellerden arındırılması yolunda atılmış somut bir gelişme olarak görülüyor.
İki Ülke Arasında Vize Muafiyeti Anlaşması İmzalandı
Türkiye ve Suudi Arabistan arasında, diplomatik ve hususi pasaport sahibi vatandaşların karşılıklı olarak vize yükümlülüğünden muaf tutulmasını öngören önemli bir anlaşma imzalandı. Bu gelişme, iki ülke arasındaki diplomatik ve ticari ilişkilerin derinleşmesine zemin hazırlıyor. Anlaşma, 6 Mayıs'ta Ankara'da düzenlenen Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı'nın ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud'un katılımıyla resmen yürürlüğe girdi. Bu yeni düzenleme sayesinde, Türkiye'nin diplomatik pasaport sahipleri ile kamuoyunda 'yeşil pasaport' olarak bilinen hususi pasaport hamilleri, Suudi Arabistan'a vizesiz seyahat edebilecek. Karşılıklı olarak Suudi Arabistan vatandaşları da zaten Türkiye'ye vizesiz giriş yapabiliyordu.
Normalleşme Sürecinde Kurumsal Bir Adım: Koordinasyon Konseyi
İmzalanan vize muafiyeti anlaşması, Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi'nin üçüncü toplantısında atılan stratejik bir adım olarak öne çıkıyor. 2016 yılında kurulan ve ilk toplantısını 2017'de Ankara'da yapan konsey, 2018'de gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'nda öldürülmesinin ardından yaşanan diplomatik gerilimler nedeniyle uzun süre askıya alınmıştı. İlişkilerdeki normalleşme sürecinin 2021 sonrasında hızlanmasıyla konsey yeniden canlandı. Konseyin ikinci toplantısı 18 Mayıs 2025'te Riyad'da gerçekleştirilmişti. Ankara'daki üçüncü toplantı ise, iki ülke arasındaki ilişkilerin kişisel lider diplomasisinin ötesine geçerek devletler arası teknik bir derinlik kazandığını ve kurumsallaşma sürecine girdiğini gösteriyor. Konsey bünyesindeki Siyasi, Askeri, Kültür, Sosyal ve Enerji gibi beş alt komitenin eş güdümlü çalışması, işbirliğinin kapsamını bürokratik rutinlerin ötesine taşıyarak stratejik ortaklık seviyesine çıkarma iradesini yansıtıyor.
Anlaşmanın Kapsamı ve Turistik Seyahatler
Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre, bugün imzalanan anlaşmanın öncelikli olarak hac ve umre ziyaretleri dışındaki turistik seyahatleri kapsadığı değerlendiriliyor. Bu durum, iki ülke arasındaki turizm potansiyelinin daha etkin kullanılmasına olanak tanıyacak. Türkiye'den hacca gidecek vatandaşlar, her yıl Diyanet İşleri Başkanlığı'nca düzenlenen kura ile belirleniyor. İki ülke arasında hac organizasyonlarına ilişkin özel protokoller de bulunuyor. Diyanet'in verilerine göre, hacı adaylarının yüzde 60'ı Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonlarıyla, kalan yüzde 40'ı ise özel seyahat acenteleri aracılığıyla Suudi Arabistan'a seyahat ediyor. Bu yeni vize muafiyeti anlaşmasının, turistik amaçlı seyahatlerde bürokratik engelleri kaldırarak seyahatleri kolaylaştırması bekleniyor.
Bölgesel İstikrar ve Stratejik Ortaklık
Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi'nin üçüncü toplantısı, sadece ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda bölgesel dinamikler açısından da büyük önem taşıyor. Orta Doğu'nun ABD/İsrail-İran gerilimleri başta olmak üzere hassas bir süreçten geçtiği bu dönemde, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın statükoyu, toprak bütünlüğünü ve bölgesel düzeni savunma noktasında birleştiği görülüyor. Gazze'deki insani kriz ve İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları gibi sıcak gündem maddeleri karşısında, iki ülkenin bölgesel bir ortak duruş geliştirmesi, bölgesel sahiplenme ilkesi uyarınca dış aktörlerin müdahalesinden ziyade bölgesel işbirliğini öncelemeleri, konseyin varlık nedenini daha anlamlı kılıyor. Bu kurumsal ortaklık, siyasetten savunma sanayiine, ticaretten enerji güvenliğine kadar geniş bir yelpazede iki ülke çıkarlarının örtüşmesiyle bölgesel siyasetin belirleyici bir parametresi haline gelme potansiyeli taşıyor. Karşılıklı vize serbestisi ihtimali, devletler arası mutabakatın toplumsal ve ekonomik bir entegrasyona dönüştürülmek istendiğinin de bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Güven Ortamının Güçlenmesi ve Gelecek Perspektifi
Ankara'da imzalanan vize muafiyeti anlaşması, iki başkent arasındaki güven ortamının teknik ve bürokratik engellerden arındırılması yolunda atılmış en somut adımlardan biri olarak kayıtlara geçiyor. Bu gelişme, ilişkilerde yeni bir güven inşa sürecinin başladığını gösteriyor. İki ülke arasındaki normalleşme sürecinin artık kurumsallaşan bir konsolidasyon evresine girdiğini belirten uzmanlar, bu tür adımların diplomatik işbirliğini derinleştirme niyetlerinin kağıt üzerindeki temennilerden çıkıp işleyen bir mekanizmaya dönüştüğünü vurguluyor. Bu stratejik ortaklığın, Orta Doğu'da güvenliğin, istikrarın tesisi ve ekonomik refahın artırılması noktasında birbirini kritik paydaşlar olarak gören Türkiye ve Suudi Arabistan için yeni fırsatlar yaratması bekleniyor. Konseyin gelecekteki toplantıları ve alt komitelerinin çalışmaları, bu işbirliğinin daha da derinleşeceğinin sinyallerini veriyor.
Özet
- Türkiye ve Suudi Arabistan, diplomatik ve hususi pasaport sahipleri için vize muafiyeti sağlayan bir anlaşma imzalayarak ilişkilerinde yeni bir döneme girdi.
- Anlaşma, Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi'nin üçüncü toplantısında Dışişleri Bakanları Hakan Fidan ve Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud tarafından Ankara'da duyuruldu.
- Bu adım, 2018'deki Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrası gerilen ilişkilerin normalleşme sürecinde kurumsallaşma yolunda atılmış önemli bir gösterge.
- Vize muafiyeti, öncelikli olarak turistik seyahatleri kapsayacak ve iki ülke arasındaki seyahatleri kolaylaştıracak.
- Anlaşma, bölgesel istikrar ve ortak çıkarlar çerçevesinde Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki stratejik işbirliğinin güçlendiğini gösteriyor.
- İki ülke arasındaki güven ortamının bürokratik engellerden arındırılmasına yönelik somut bir adım olarak değerlendiriliyor.






STM'den Yeni Kamikaze Deniz Aracı YAKTU Tanıtıldı

Uzak Şehir 61. bölüm fragmanı yayında: Alya ve Deniz kaçırıldı, Cihan kurtarma operasyonu başlattı

Konya'da 2026 Dini Takvimi: Ramazan ve Kurban Bayramı Tarihleri ile Namaz Vakitleri Açıklandı
